Tuesday, September 14, 2010

En iyi çamaşır deterjanı hangisi?


 Ben küçükken annem sürekli bana çeşitli işler buyurur, bu işleri hiç vakit geçirmeden derhal yerine getirmemi beklerdi. Özellikle de temizlikle ilgili işler geciktirmeye gelmezdi. Canım çoğu zaman bu işleri yapmak istemezdi ve mızmızlanırdım. Annem de bana “Temizlik imandan gelir” diye psikolojik baskı yapardı. Düşünürdüm de o zaman, eğer temizlik imandan geliyorsa eğer, benim imanım oldukça kirliydi… Hem kirli çamaşırları yıkamanın, yağlı tabaklarla sıkı fıkı olmanın maneviyatla ne ilgisi vardı ki?…

O zamanlar annemi anlamakta zorluk çekiyordum. O da bana sık sık “Anne olunca anlarsın” ya da“Evlenince anlarsın” gibi serzenişlerde bulunuyordu. Ne evlendim, ne de anne oldum. Şuan yalnız yaşıyorum ve ürün testlerine başladığım günden itibaren tipik bir ev kadınına dönüştüm. Haftada en az bir kez çamaşır yıkıyor, iki haftada bir camları siliyorum. Evin köşe bucak temizliğinden ben sorumluyum ve itiraf ediyorum: Annemi şimdi daha iyi anlıyorum!

Bayram temizliği yaptım
Artık temizlik yaparken kendimi yorgun, argın ve hayatından bezmiş hissetmiyorum. Komşularımla, arkadaşlarımla ve ailemle bu hafta bol bol temizlik ürünlerini konuştum. Hatta konuşmakla kalmadım, bir sürü ürün test ettim. Hem bayram öncesi bu vesile ile dip köşe “bayram temizliği” de yapmış oldum.

Bu hafta modern “Ayşe Teyze” oldum
Fotoğrafçı Niko Guido ile Taksim’de görüşmeye gitmiştim geçen hafta. Yanımda da fotoğraf makinam vardı tabii ki. Niko ile görüştükten sonra kendimi saldım sokaklara ve fotoğraf çekerek önce Kabataş’a, sonra da yürüyerek Karaköy’e ulaştım. Karaköy’e her geldiğimde muhakkak Fasuli’de -kuru fasülye, pilav ve cacık- dan oluşan muhteşem üçlüyü sipariş ederim. Kural gene değişmedi…
Yemeğimi yerken kuru fasulyenin yağına bakıp, yemeğin suyu masa örtüsüne dökülürse kim bilir çıkarması ne kadar zor olur diye düşündüm. “Acaba hangi deterjanı kullanıyorlar?” diye aklımdan geçirirken, yanıma garson geldi ve başka bir isteğim olup-olmadığını sordu. Ben de: “Masa örtülerini hangi deterjanla yıkıyorsunuz?” diye sordum. O an kendimi elinde Ace Çamaşır Suyu’yla restoranı basan Ayşe Teyze gibi hissettim. Zaten o gün bembeyaz giyinmişim. Üstümde beyaz bir t-shirt, altımda ise beyaz, keten bir pantolon var. Anlayacağınız beyazlıkta adeta Ayşe Teyze ile yarışıyorum…

Siz hangi deterjanı kullanıyorsunuz? 
Hatırlar mısınız bilmem… Hani Ayşe Özgün’lü bir Ariel reklamı vardı. Reklamda Ortaköy’deki Bol Kepçe Restoran’a gidiliyor ve kirlenmiş masa örtüleri Ariel’le bembeyaz oluyordu. Ben de Ayşe Özgün misali sanki deterjan testi yapıyormuşum gibi hissettim kendimi biran için. Ben geçmişe flash back yapıp, Ayşe Özgün’lü deterjan reklamını hatırlamaya çalışırken, garson telefonla birini arayıp; “Abi biz masa örtülerini hangi çamaşır deterjanı ile yıkıyorduk?” diye soruyordu. O sırada geçmişe öyle bir flash back yapmış olmalıyım ki önümde ki çay bardağını görmeyip, hem masa örtüsünün hem de bembeyaz kıyafetlerimin üstüne bir bardak çayı boca ettim. Karşı masadaki aile ve ben hep beraber gülmeye başladık, “Vallahi bilerek yapmadım”, “Gerçekten bilerek olmadı” gibi cümlelerle kasten çayı dökmediğimi anlatmaya çalıştım. “Hangi deterjanı kullanıyorsunuz?” diye sorduktan sonra, açıkçası çay bardağını devirmem hiç de masum bir hareketmiş gibi görünmüyordu. Ama öyleydi…
Sonra üstümü lavaboya giderek, sıvı sabunla temizledim. Yerime döndüğümde yeni örtüler çoktan serilmişti bile. Çayım da yeniden servis edildi. Bu sefer daha dikkatli çayımı yudumlarken, Fasuli İşletme Müdürü Emin Pekergöz geldi masaya ve müsade isteyerek, karşıma oturdu. Emin Bey, uzun yıllar Amerika’da kalmış ve eğitimli bir işletmeci. USPH (United State Public Health)’tayani Amerikan Halk Sağlığı Derneğinde temizliğin nasıl olması gerektiğini A’dan Z’ye öğrenmiş biri. Her yazımı olabildiğince tarafsız ve uzman görüşü alarak yazmaya gayret gösteriyorum. Açıkçası çamaşır deterjanları testimle ilgili Emin Bey statüsünde bir uzmanı mumla arasam bulamazdım ki, o beni geldi buldu.

Mutfakları sadece Uğur Dündar denetliyor
Emin Bey’le restoranda hijyenin nasıl sağlandığını konuştuk. Halk Sağlığı ile ilgili Amerika’daki gibi bir eğitim sisteminin olmamasından bahsetti Emin Bey. Türkiye’de Uğur Dündar’ın mekan basmalarıyla yürüyor bu işler diye de ekledi. Belediye mutfakları denetlemiyormuş yani mekan çalışanlarının insafına kaldık anlayacağınız…

Fasuli Restoranları’nda hangi deterjan kullanılıyor? 
Fasuli ünlü gurme Vedat Milor’un da tavsiye ettiği bir mekan. İşte mekanın İşletme Müdürü Emin Bey’in ağzından Fasuli’nin temizlik sırları: “İstanbul’un suları kireçli. Bu yüzden zamanla çamaşırlarda renk değişimi oluyor. Biz işletmemizde Omo Matik ve beraberinde sanayi tipi çamaşır suyu kullanıyoruz. Ağırlıklı olarak beyazlardan oluşan çamaşırları 90 derecede
yıkıyoruz. Çamaşırları hijyen nedeniyle yüksek ısıda yıkamayı tercih ediyoruz. Böylelikle kirler çıkmış oluyor. Yemeklerimizde ağırlıklı olarak tereyağı kullanıyoruz. Tereyağı lekesi düşük ısıda çıkmadığı için muhakkak çamaşırları yüksek ısıda yıkamak gerekiyor.”

Ariel çamaşırları solduruyor
Annemin önerisi ve reklamların da etkisiyle  ben de tipik bir Ariel kullanıcısı oldum. Ariel’den ilk başlarda memnundum aslında. Marka yıkanan çamaşırların solmayacağını, kıyafetlerinizi defalarca yıkasanız da hala ilk günkü gibi yeni görüneceğini vaat ediyordu. Bu vaadi gerçekletiriyordu da… Nitekim önce toz deterjan kalıntılarıyla tanıştım ki bu deterjan alerjisi olan şahsiyetimin hiç de hoşuna gitmedi. Çamaşırların üstünde kalıntı kalmasın diye artık daha az deterjanla yıkama yapıyorum ama bu sefer de kirler çıkmıyor. Sanki çamaşırları sadece suya sokup, çıkarmışım gibi. Renkli ve siyah kıyafetlerimin halini hiç sormayın. Beyazlarsa sanki mutasyon geçirerek, krem rengine dönüşüyor.  Baktım ki olacak gibi değil neredeyse bir  yıldır kullandığım ve bitmek bilmeyen, Ariel’in 6 kiloluk MZIM-5 ve “Dağ Esintisi“li toz deterjanını çamaşır yıkama testini de bahane ederek, terk ettim. Zaten ben evimdeki deterjanı bitirene kadar bu rünün bir üst versiyonu çıkmış. Yeni ürünün ismi Ariel Pro-Zim 7. Teleffuz edemediklerinden midir nedir, kimse bu versiyondan bahsetmedi bana…

Çamaşırlarım Persil Jel’le tertemiz yıkanıyor ve mis gibi kokuyor
Toz deterjanları ezelden beri sevmem, deterjanının vücudumla temas etmesinden hoşlanmam. O yüzden şu yeni çıkan (bana göre) deterjanlardan test edeyim dedim ve 2 haftadır Persil Jel kullanıyorum. Deterjan sıvı olduğu için artık toz deterjan alerjisi de yaşamıyorum haliyle. Ürünün ambalajı kadınların hoşnutsuzlukları düşünülerek tasarlanmış sanırım. Çünkü deterjanı nerede saklayacağım gibi bir sıkıntı yaşamadığınız gibi, çamaşır yıkarken de makinenin deterjan gözüne şişenin kapağını kullanmak suretiyle 1 ölçek deterjan koyup, etrafı toz deterjanla batırmadan yıkama işlemine geçebiliyorsunuz. Persil Jel, Vernel Gül’ün büyüsü katkılı. Tek başına kullanıldığında da çamaşırlarınız etrafa güzel koku yayıyor. Persil Jel’in “Persil Jel Gülün Büyüsü” ve “Persil Jel Deniz Esintisi” olmak üzere iki çeşidi var. Ben “Gülün Büyüsü”nü daha çok sevdim. “Deniz Esintisi” daha çok erkek parfümünü anımsattı bana. Hala bekar gezen ve kendi çamaşırlarını kendisi yıkayan erkek arkadaşlarıma tavsiye ederim. Bu ürün tam size göre!

Elektrik ve su tasarrufu için konsantre deterjan kullanın
Çamaşırları 40 derecede yıkamayı tercih ediyorum. Çok yüksek ısılarda çamaşır yıkamayı tercih etmiyorum. Çamaşırların tamamını birbirinden farklı kumaşlar oluşturduğu için çamaşırları yüksek derecede yıkadığımda kıyafetlerde bozulmalar oluyor. Hatta lastikli olan bazı kıyafetlerin lastikleri bile eriyebiliyor. Kıyafetlerin en az 1 beden küçülmesine hiç değinmeyeceğim… Zaten konsantre deterjanların en sevdiğim yönü düşük ısıda daha etkili olmaları. Düşük ısıda çamaşır yıkamanın bir diğer avantajı da elektrik ve sudan daha fazla tasarruf ediyorsunuz. Son bir yılda elektriğe ve suya yapılan zamları düşünürsek, konsantre deterjan kullanmanın gerçekten de iyi bir seçim olduğunu daha iyi anlayabilirsiniz. Ayrıca toz deterjanlara oranla konsantre deterjanlar doğaya daha az zarar veriyor. Çevreyi korumak için de alışkanlıklarımızı değiştirip, konsantre deterjan kullanmak artık farz oldu.

Çamaşır yıkayın, rahatlayın
Persil Jel’le birlikte yumuşatıcı olarak Vernel Max Parfüm İncileri kullanıyorum.Vernel’in Gül’ün Büyüsü, Deniz Esintisi, hassas ciltililer için Sensitive’i  ile Aromatheraphy Relax ve Sensual olarak beş çeşidi var. Benim favorim Aromatheraphy Relax. Hani şu ambalajı mor olan. Bu ürünün özündeki lavanta ve çiçek özleri beni rahatlatıyor, üzerimdeki stresi alıyor. Artık ne zaman çalışırken bunalsam, kendimi kirli sepetinin yanında buluyorum ve makinayı doldurup, 40 derecede çalıştırıyorum. Çamaşırlar bitene kadar evi altını üstüne getirip, temizlik yapıyorum. Bütün işler bittiğinde yorgunluktan üzerimde stres falan kalmıyor. Çamaşırları asarken, deterjanın ve yumuşatıcının etrafa yaydığı koku beni iyice keyiflendiriyor.

Siyah ve gri çamaşırlar için Perwoll Siyah Sihir
Deterjan markaları rekabette “beyazlığa” yoğunlaştığı için bu da beraberinde deterjanların formüllerinde daha fazla ağartıcıların kullanılmasına neden oldu. Deterjanların içinde yoğun olarak kullanılan ağartıcılar nedeniyle siyahlar ve renklilerde renk kaybı görülmeye başlandı. Bu durum nedeniyle de artık tek tip deterjan kullanmak yeterli olmamaya başladı. Beyaz ve renkliler için rahatlıkla tek bir deterjan yeterli olurken, siyahlar için muhakkak farklı bir ürün kullanmak durumunda kalıyorsunuz. Bu ürün de haliyle Perwoll. Açıkçası ben Perwoll’ü deterjanla kullanılan, yardımcı bir ürün olarak algılıyordum. Meğer öyle değilmiş. Perwoll tek başına siyah ve gri çamaşırları yıkamakta kullanılıyormuş ve işin en güzel tarafı yeni formülüyle rengi açılan siyah çamaşırları yeniden simsiyah yapıyor olması. Bu deterjanın seveceğiniz bir başka özelliği ise kıfafetlerin üzerinde biriken ipliklerden sizi kurtarması yani tiftiklenmiş kıyafetlerinizi traş bıçağı ile kazımaktan kurtuluyorsunuz.
Saçlarını “Omo Matik”le yıkayan adam
Geçen akşam arkadaşım Handan, kız kardeşi Nalan’ı da alarak bana misafirliğe geldiler. Havadan sudan konuşurken birden konu döndü dolaştı benim ilginç testlerime geldi. Bizim kızlar dururlar mı hiç, bombayı patlattılar: Enişteleri saçlarını “Omo Matik”le yıkıyormuş. Nasıl olur, olmaz öyle şey falan derken, anlattıkları daha absürd hikayelerden sonra çaresiz inanmak durumunda kaldım. Sağlıklı bir insan saçlarını çamaşır deterjanı ile nasıl yıkar hala akıl sır erdiremiyorum o ayrı…

“Zamane kızları ve anneleri”ni kurtlar yemiş
Kırmızı başlıklı kızın hikayesini bilmeyeniniz yoktur. Hani bir Kırmızı Başlıklı bir kız vardı, büyük annesini kurt yemişti. Test için reklamlarda görüp de acaba nasıl bir deterjan diye ettiğim  Bingo çamaşır deterjanı ve Bingo Soft hakkında mini bir araştırma yapayım dedim ama kimse Bingo kullanmıyor. Sosyal medyada neredeyse sormadığım kimse kalmadı.  Halbuki markanın reklamları pek bir sevilmiş, Zamane kızı Sinem Kobal ve annesi Nuray Kobal’ın temizlik maceraları alışveriş merkezlerinde yapılan etkinliklerle devam etmişti. Sanırım Zamane kızı ve annesini kurtlar yemiş. Çünkü pazarın liderleri halen Ariel, Persil, Omo Matik ve Alo Matik.

Komşulara, arkadaşlara ve eşe-dosta “çamaşırları nasıl yıkadıklarını” sordum. İşte Türk insanının çamaşır yıkama alışkanlıkları…

Annem: Çamaşırları yıkarken Ariel kullanıyorum. Diğer deterjanlara göre pahalı ama temizliğinden memnunum. Renklileri ve beyazları 50 derecede yıkıyorum. Ayrıca beyazları yıkarken biraz da Ace Bahar kokusu ilave ediyorum. Deterjanımdan memnunum, herhangi bir sorun yaşamıyorum.

Aysel ablam: UKM marka deterjan kullanıyorum. Fabrikasından geliyor bana. Aynı zamanda aynı markanın yumuşatıcısını 
kullanıyorum. Nilüfer kokulu. Sanayi tipi deterjan bu bahsettiğim. Eşimin arkadaşının fabrikası üretiyor. Bazen bu firmanın yumuşatıcısı kalmadığında Yumoş aldığım oluyor ama memnun kalmıyorum.

Ayşe ablam: Alo Matik Konsantre toz deterjan kullanıyorum. Ambalajı turuncu olan. Yeni çıkan üründen. İçinde lacivert, turuncu, kırmızı toplar var. Kokusu çok güzel. Çamaşırları yıkarken yarım ölçek koyuyorum, sonuçtan çok memnunum. Kokusu ve verdiği yumuşaklık çok hoş. Yumuşatıcı olarak da Yumoş kullanıyorum. Beyazlarda leke olduğunda 40 derecede çıkarıyor. Geçen gün çarşafları yıkadık, kızım Emine diyor ki “Anne miss gibi kokuyor”. Yumuşatıcı olarak çiçek bahçesi Yumoş kullanıyorum. Kalıcı parfüm özellikli. Müthiş güzel kokuyor. Renklileri de beyazları da güzel yıkıyor. Renklileri soldurmuyor. Siyahları soldurmamak için deterjanı daha az kullanıyorum. Kızımın kitabında çamaşırları çok kirletmeden yıkamayın, çevreyi korumak için daha az deterjan kullanın diyor. Fazla deterjan kullanmanın yararı değil, zararı var. Beyazları sadece yüksek derecede yıkıyorum. En fazla 60 derecede yıkıyorum beyazları. Fazla sıcakta yıkadığımda çamaşırların lastikleri eriyor ve çok kırışık oluyor.  Arada başka deterjanlar da deniyorum ama memnun kalmıyorum.

Arkadaşım ve  doktorum Selmin: Persil Sıvı kullanıyorum. Performansından gayet memnunum, kokusu da çok güzel :) ) Deterjan tozuna karşı alerjim olduğu için sıvı deterjan tercih ediyorum. Fiyatına dikkat etmedim, muhtemelen toz olanlardan daha pahalıdır ama alerji durumumdan dolayı buna aldırmıyorum.

Apartman görevlimiz Sadık Efendi: Tursil kullanıyorum. Hem ekonomik hem de fena yıkamıyor. Markete gidiyorum, en ucuz Tursil olduğu için bu deterjanı kullanıyorum.  Bana göre en ucuz ve en kaliteli deterjan. Lekeleri çıkarıyor, deterjan kalıntısı bırakmıyor. Kokusu da normal. Beyaz ve renklileri temiz yıkıyor, siyahları soldurmuyor. Son zamanlarda reklamlarını görmüyorum ama bence buna rağmen hala tercih ediliyor. Tursil’le çamaşırları yıkarken çamaşır suyuna ya da yumuşatıcıya gerek duymuyorum. Tek başına kullandığımda sonuçtan memnunum.

Arkadaşım müzmin bekar Cüneyt: Evde tek başıma olduğum için çok sık çamaşır yıkıyorum. Makineyi çabuk dolduramıyorum. Az da olsa çamaşırlarımı Alo Matik Konsantre ile yıkıyorum. Normalde makinem 7 kg çamaşır almasına rağmen, ben 1,5 kilodan öteye geçemiyorum. Çamaşırlarımı yıkarken yumuşatıcı olarak Vernel kullanıyorum. Beyazları yıkarken ayrıca Kosla Oxygen kullanıyorum. Renklilerde tertemiz ve rengarenk olan çamaşırlarım, beyazlarda ise kar bembeyaz kar gibi çıkıyor.

Sydney, Australia’da yaşayan arkadaşım Dilek : Ben Radiant kullaniyorum. Ariel normalde tercihim fakat burada satilmiyor malesef. Kokusu gayet guzel ve anladigim kadariyla guvenilir ve tercih edilen bir marka. Sonucundan da gayet memnunum.

Özden: Ben yıkamıyorum cicim, kadın yıkıyor.

Tuğba: Daha evlenmedim canım, çamaşır yıkamıyorum. Çamaşırları annem yıkıyor. Sanırım Ariel kullanıyor.

Murat abinin eşi: En ucuz hangisiyse eşim onu kullanıyor. Bulaşıklar için Desto, el sabunu Bherry, katı sabun Işıl,  yüzey temizleyici olarak da Aks kullanıyor. Yani genelde Bim markaları. Çamaşır suyunda ise tercihini Güldal markasından yana kullanıyor. Çamaşırlarını ise Omo ile yıkıyor.

1 yorum: