Facebook’un kurucusu Marc Zuckerberg’in hayatının anlatıldığı “The Social Network” filmini hatırlarsınız. Filmin sloganı şu şekildeydi: ''Birkaç düşman yapmadan 500 milyon arkadaşa ulaşamazsın''. Facebook bize bir çok insanla arkadaş olma imkanı sağlarken, bir taraftan sevdiklerimizle ve arkadaşlarımızla aramızı bozuyor. Öyle ki artık ilişkilerimize bile son noktayı Facebook’ta koyuyoruz...
Sosyal ağlar asosyalleştiriyor
İnsanların özel hayatı onlara kalmalı, her şey herkesle paylaşılmamalı. Paylaşıldığında birisiyle buluştuğunuzda konuşacak konu da kalmıyor zaten ve “Facebook’a yazmıştım gördün mü?” gibi muhabbetler dönüyor. Zaten herkes herşeyi bildiği için merak edecek, tartışacak bir konu da olmuyor. Ve bir süre sonra herkes sohbetten uzaklaşarak, cep telefonundan Facebook'ta kimin ne yaptığını gözlemeye devam ediyor...
Hayat Facebook Timeli'da akıp gidiyor. Başkalarının ne yaptığını gözlemekten, kendi hayatımızı yaşayacak zaman bulamıyoruz. Aslında herkesin herşeyini görmek, bir anlamda gözlerimizi kör ediyor ve sanal bir hayat tarzı benimsiyoruz. Bu da beraberinde duygularımızın körelmesine ve empati yeteneğimizi yitirmemize neden oluyor. Gözümüzle gördüğümüze, bildiğimize değil de Facebook’ta ne gördüysek ona inanıyoruz. Bu da zamanla psikolojimizi altüst ediyor ve ilişkilerimizde derin çatlaklar oluşturuyor...
İlişkiler Facebook’ta bitiyor
Hayatımızda olmasını istemediğimiz, kavga ettiğimiz arkadaşlarımızı da CTRL+Z yapmaksızın Facebook’umuzdan silerek, hayatımızdan çıkarıyoruz. Facebook arkadaş listesinden birisini silmek, artık onunla görüşmek istemediğimiz anlamına geliyor... Yeri geliyor en sevdiğimize bile son sözlerimizi Facebook'ta söyleyerek, veda ediyoruz...
Birkaç yıl önceye kadar, ünlü isimler ilişkileri bittiğinde ya da evlenmeye karar verdiklerinde bu durumu basın kuruluşlarına fax ya da e-mail yoluyla bildiriyorlardı. Şimdi ise Facebook ve Twitter’dan, zaman geçirmeden, ilişkinin bittiğini cümle aleme ilan ediyorlar. Normal vatandaşlar da ünlüler gibi kendi küçük sosyal çevrelerine Facebook aracılığıyla basın açıklaması yapma ihtiyacı duyuyor ve ilişkilerinin ne durumda olduğunu cümle aleme ilan ediyorlar...
Her eve bilgisayar girdiği günden beri yeni insanlarla tanışmak ve arkadaş olmak bir problem olmaktan çıktı. Hatta insanların birbirleriyle arkadaşlık kurabilmeleri, flört edebilmeleri ve hatta evlenebilmeleri için bir çok arkadaşlık sitesi kuruldu. Arkadaşlık sitelerinin ardından ailemiz ve sosyal çevremizle bağlantıda kalmak içinFacebook'u, yeni insanlarla fikirlerimizi paylaşmak içinse Twitter'ı kullanmaya başladık. İş dünyası da bu sosyalleşme trendinden geri kalmayarak LinkedIn üzerinden birbiriyle iş bağlantıları kurmaya başladı. Öyle ki her gün milyonlarca iş bağlantısı LinkedIn üzerinden kuruluyor.
İş başka arkadaşlık başka
Genel olarak Facebook ve Twitter kullanıcısı kadar büyük bir kullanıcı ağına sahip olan LinkedIn, bir arkadaşlık sitesi değildir. İş dünyasına yönelik bir sosyal paylaşım sitesidir ve günlük yaşamda iletişim kuramayacağınız pek çok yönetici ile iş bağlantısı kurmanızı sağlar. Bu sitede oluşturacağınız profil ile iş hayatınıza yön verebilir, kariyer basamaklarını birer birer tırmanabilirsiniz. Tabi ki yazılı olmayan bazı kurallara dikkat ederseniz... Peki LinkedIn'i nasıl kullanmalıyız? Kariyerimizi riske atmamak için nelere dikkat etmeliyiz?
- Profil sayfanızı sizi en iyi yansıtacak şekilde oluşturun. Daha önce çalıştığınız şirketler, eğitim durumunuz, elde ettiğiniz başarılar ve sertifikaları eksiksiz olarak profilinize yazın. Bu, kullanıcıların sizin hakkınızda daha sağlıklı bilgi edinmelerini sağlayacaktır.
- Profilinizde kullanacağınız fotoğraf sizi ve yaptığınız işi anlatmalıdır. Tatil ve eğlence fotoğraflarınızı profil resmi yapmayın.
- LinkedIn iyi yönetilmediği halde kariyerinize ve itibarınıza zarar verebilir. Bu yüzden profesyonellerle bağlantı kurarken iş dışında başka bir amacınız olmasın.
- LinkedIn’in arama fonksiyonuyla pek çok şirket yetkilisi ve yöneticiye ulaşabilirsiniz. Bu kişilerle iletişim kurmak için bir amacınız, iş hedefiniz olması gerektiğini unutmayın ve bu şansı iyi değerlendirin.
- Profesyonellere iş dışında makaleler, özlü sözler ve ilgilenmeyecekleri konularda mesajlar göndermeyin, sohbet etmeye çalışmayın.
- LinkedIn bir flört sitesi değildir. Bu yüzden kimseye özgeçmişiniz çok etkileyici, profil resminiz çok başarılı gibi iltifatlarla kur yapmayın.
- LinkedIn'de ziyaret ettiğiniz profiller görülür. Bu yüzden iletişim kurduğunuz profilleri defalarca ziyaret etmeyin. Yanlış anlaşılmalara neden olabilirsiniz.
- Twitter güncellemelerinizi LinkedIn’le ilişkilendirebilirsiniz. Ancak attığınızı tweetlerin işinizle ilgili olması gerekiyor.
- LinkedIn profilinize “iş arıyorum” yazmayın. Kimse işsiz, güçsüz biriyle iletişim kurmak istemeyecektir.