Showing posts with label 2012. Show all posts
Showing posts with label 2012. Show all posts

Thursday, December 13, 2012

2012'de neler oldu?


Acısıyla, tatlısıyla bir yılı daha geride bıraktık... Bütün bir yıl boyunca neler yaşadık? Ne yedik, ne içtik? Kimleri sevdik, kimlerden ayrı düştük? Ne düşündük, ne yazdık?.. Hepsi Facebook'un yeni uygulamasında!

2012'nin son günlerini yaşarken Facebook, daha önce yapmadığı bir şey yaptı ve yeni bir uygulamayı kullanıcılarının hizmetine sundu. Profil sayfasının en başında gösterilen ve “2012 yılının nasıl geçtiğini gör” başlığıyla duyurulan uygulama sayesinde geçirdiğiniz son bir yıl gözünüzün önünden adeta bir film şeridi gibi geçiyor. İsterseniz fotoğraf ve videolarla süslenen bu uygulamayı arkadaşlarımızla paylaşabiliyorsunuz.

Monday, October 15, 2012

Gül Ağış'tan Kapalıçarşı koleksiyonu


Daha önce çok istememe rağmen Gül Ağış'ın defilesini izlemeye fırsat bulamamıştım. Gül Ağış, LUG VON SIGA 2013 İlkbahar/Yaz Koleksiyonu’nu Londra Fashion Week’in ardından Istanbul Fashion Week'te sergiledi. Ben de defileyi fotoğrafçı arkadaşım Ömer Delice ile birlikte en ön sıradan keyifle izledim.

Defilede kıyafetleri Özge Ulusoy, Didem Soydan ve Merve Büyüksaraç gibi podyuma en çok yakışan modeller tanıttı. Gelelim koleksiyona... Gül Ağış, bu koleksiyonu oluştururken yüzyıllar boyunca uygarlıkların çekim noktası olmuş tarihi Kapalıçarşı’dan esinlenmiş. Bir yabancının gözünden Kapalıçarşı'yı gözlemleyen Gül Ağış, bizzat çektiği fotoğrafları kumaşlara bastırarak koleksiyonu oluşturmuş. Japon ve Hint kültürlerinin izlerini taşıyan detaylarıyla ve cesur modelleriyle son derece elegan bir koleksiyon olmuş diyebilirim.















Friday, June 29, 2012

Zeynep Demirel'den rengarenk bikini koleksiyonu


Volkan Demirel ve eşi Zeynep Demirel önceki gün Bodrum'da objektiflere takıldı. Benim gözlerim de Zeynep Demirel'in rengarenk fırfırlı bikinilerine...

 Kendi tasarlıyor, kendi tanıtıyor
Zeynep Demirel kendi tasarladığı bikinileri kendi tanıtıyor. Bundan kısa bir süre önce kiwique markasını kuran Zeynep Demirel, marka için bikiniler, plaj elbiseleri ve aksesuarlar tasarlıyor. Üstelik tasarlamakla da kalmıyor,  tasarladığı ürünleri kendisi tanıtıyor. Ayrıca markanın katalog fotoğraflarını da gene kendisi çekiyor. Modeli ise benim de yakın arkadaşım Ezgi Erdovan. Ezgi'nin vücudunu hep çok beğenmişimdir... Buradan ayrıca belirteyim :) Kendisi zaten 2010 Best Model'de Best Catwalk seçildi...
Koleksiyonun tamamını görmek ve satın almak için şuraya iki tık tık...

























Thursday, June 07, 2012

Fatima Lopes'den kışkırtıcı koleksiyon

Paris Fashion Week’in açılışını “A Fleur de Peau” adlı Sonbahar/Kış 2012-2013 koleksiyonuyla yapan Fatima Lopes, L’Hotel National des Invalides’de gerçekleştirilen defilesiyle büyük beğeni topladı. Portekizli ünlü tasarımcı,  bu sezon insan vücudunun morfolojisinden yola çıkarak, vücudu bir oyun alanı haline getiren, geometrik tasarımlarla farklı formlara vurgu yapmayı seçti:  Omuzlar ve beller dar, boylar uzun olarak yorumlandı ve kıyafetler ikinci bir deri hissi uyandıracak şekilde tasarlandı. İnsan omurgasından esinlenen desenler ve deri detayları, bedenin tuhaflığının altını çizen asimetrik etekler, kenarı drapeli pantolon ve ceketlerle koleksiyon, bir çıplaklık illüzyonu yaratarak kadın bedenini bütün güzelliği ve ihtişamı ile ortaya çıkarıyor. …

Fatima Lopes’i tanıyabilir miyiz?

Madeira Adası’nda doğdum ancak Lizbon’da yaşamak için bu şehri çok genç yaşta terk ettim. Modayı her zaman sevmiştim ve kendi markamı yaratmadan önce, yani yaklaşık 20 sene öncesinden bahsediyorum, farklı ülkelerden genç tasarımcıların ürünlerini sattım. Sonrasında, Fatima Lopes adıyla kendi markamı kurdum.

Fatima Lopes markası nasıl kuruldu?

Önce Lizbon’da kendi adımı taşıyan bir butik açtım fakat bununla yetinmemem gerektiğinin, Paris’te büyümenin zaruri olduğunun farkındaydım.

Uluslararası moda platformuna nasıl adım attınız?

Paris’te, 7. Bölgede, Rue de Grenelle’de bir butik açarak işe başladım. Sonrasında Paris Fashion Week’te defileler gerçekleştirmek geldi, çünkü bu benim için uluslararası bir kariyerin başlangıcıydı.

Tasarımlarınızı kimler tercih ediyor?
Benim tasarımlarım güçlü, bağımsız, ne istediğini bilen kadınlara adanmış tasarımlar. Bu kadınlar kendi feminenliklerinin ve cazibelerinin farkında.

2012 İlbahar yaz koleksiyonunuz için neler hazırladınız?

Eyfel Kulesi’nin 1. Katında gerçekleştirdiğim defile ile tanıttığım 2012 yaz koleksiyonumun adı “lévitation” (havaya yükselme). Çok renkli ve hafif bir koleksiyon. İpek ve müslin gibi esnek kumaşları vinil gibi daha sert kumaşlarla karıştırarak kullandım. Koleksiyonun alametifarikası üst üste koyma oyunlarıydı ama bunu da her zamanki gibi çok feminen ve çok cazibeli bir biçimde gerçekleştirdim.

Paris Fashion Week kapsamında hazırladığınız “A Fleur de Peau” konseptini nasıl oluşturdunuz? İnsan bedeninin özelliklerini ön plana çıkardığınız koleksiyonun çıkış noktası neydi?

Bu koleksiyonun ilhamı, vücudun değişiminden alıyor. Kadınlar bence günden güne aslında kıyafetlerin onların vücudunu sarmak ve onlara kendilerini kadınsı hissettirmek için yapıldığını unutuyorlar. Bu yüzden, boyutlarla oynayarak göz yanılsamaları yarattım. Ayrıca, dolaşım sistemini simgeleyen özel baskılar kullandım. Vücudun içini göstermenin, iç güzellik kavramı üzerinde oynamada önemli olduğuna inanıyorum.

2012-2013 Sonbahar - Kış Koleksiyonu için ağırlıklı olarak deri kıyafetler tasarladığınızı biliyorum. Sizin tasarladığınız deri kıyafetlerin özelliklerinden bahsedebilir misiniz?

Çok uzun zamandır deriyle çalışıyorum, deri benim özellikle çok sevdiğim bir malzeme. Bu yılki koleksiyonum vücut temasına yoğunlaştığından, deriyi kesinlikle kullanmalıydım. Derinin, rahat çalışmaya olanak veren görsel bir zenginlik sunduğunu düşünüyorum.

Tasarımlarınızda Türk derisi ya da Türk kumaşı kullanıyor musunuz?
Evet, daha önce Türkiye’nin en büyük deri üreticilerinden Punto ile çalıştım ve farklı alanlarda farklı Türk üreticilerle çalışmayı da istiyorum, çünkü gerçekten alanlarına son derece hakim olduklarını yakından deneyimleme fırsatı buldum. Çoğu büyük uluslararası markalarla çalışıyorlar ve bu benim için büyük bir güven kaynağı ve yüksek kalite göstergesi. Uzun vadede üretimimi Türkiye’ye kaydırmak benim için ciddi bir seçenek.

İnsan vücuduna en uygun kıyafet nedir? Vücut tipimize göre nasıl giyinmeliyiz?

Bu tamamen vücut yapınıza göre değişir ama ben  vücudun formu ne olursa olsun çok geniş kıyafetlerin ardına saklamamak gerektiğini düşünüyorum, güzel olmak için cesaret etmek gerek!

Yeni koleksiyonunuzda hangi renkleri kullanmayı tercih ettiniz? Favori renkleriniz nelerdir?

Bu koleksiyonda tercih edilen renkler nu renkler, kan kırmızı ve siyahtı. Öncelikle siyah ve kırmızı benim favori renklerim, koleksiyonlarımda çok sık kullanıyorum.

Moda dünyasında trendler sürekli değişiyor. Siz bu değişime nasıl katkıda bulunuyorsunuz?

İtiraf etmek gerekir ki genel olarak trendleri takip ediyorum, ama benim için önemli olan her zaman stiline sadık kalmak.

Hangi sanat dallarıyla ilgileniyorsunuz? Kendinizi nasıl geliştiriyorsunuz?

Evet, sanata bayılıyorum ve benim için moda bugün geçişken ve etrafımızda olan biteni dahil etmeden modadan bahsetmek imkansız. Bu defile için sanatçı Gunther von Hagens’in, vücudun korunması üzerine çalışmalarından çok ilham aldım.

Alışveriş yapmayı sever misiniz?

Evet bayılıyorum, bir tasarımcı olsam da her şeyden önce bir kadınım.

Günlük hayatınızda nasıl giyinirsiniz? Hangi markaları tercih edersiniz?

Genelde kendi markamın kıyafetlerini giyiyorum çünkü tasarladığım ürünler beni çok iyi yansıtıyor.


Türkiye’de tasarımlarınız hangi butiklerde satılıyor?

Ne yazık ki şu an için İstanbul’da hiçbir butikte satılmıyor ama satılmasını çok istiyorum. İstanbul benim için inanılmaz bir şehir ve ürünlerimin bu şehirde bulunmasının bana çok şey katacağına inanıyorum.

Fatima Lopes kimdir?

Fatima Lopes Maderia Adaları'nda doğdu ve 1990 yılında Lisbon'a taşınana kadar burada yaşadı. 1992 yılında Fatima Lopes markasını kurdu ve aynı yıl ilk Fatima Lopes butiğini Lisbon'da açtı. Sonrasında Paris'teki moda fuarlarına katılmaya başlayan Lopes, 1996'da
Paris'te ilk mağazasını açtı. 1999 yılında Fatima Lopes, Paris Fashion Week'e katılan ilk Portekizli tasarımcı oldu ve bu yıldan itibaren her yıl iki defa Paris Moda Haftası'nda son koleksiyonlarını sergiledi. 2000 yılında kendi defilesinde tamamen altın ve pırlantalarla işlenmiş, dünyanın en pahalı bikinisiyle podyuma çıkarak büyük ses getirdi. Portekiz Cumhuriyeti'nden onur ödülü de dahil olmak üzere kariyeri boyunca birçok ödül kazanan Fatima Lopes, bu sene 3. Kez Paris Moda Haftası'nın açılış defilesini yaparak, 27 . defa Paris Moda Haftası'na katılmış oldu.






Monday, December 26, 2011

Yılbaşı gecesi ne pişirelim?


Sevgili okur, MALZEMELER: 

KESTANELİ VE KARİDESLİ RİSOTTO


Bir kocaman yılı daha arkamızda bıraktık. Acısıyla, tatlısıyla… Bazen ağlayarak geçti  günlerimiz, bazen de ağzımız kulaklarımızda…. 
Bütün bir yıl boyunca vaktimizin çoğunu mutfakta geçirdik. Kimi zaman duygularımıza tercüman oldu yaptığımız yemekler… Şimdiyse yılın sonuna geldik ve bütün bir yıl boyunca yaptığımız yemeklerin en güzelini yaparak, 2011′e veda edeceğiz… 
Sizlerle geçtiğimiz haftalarda Pril’in Mutfak Sanatları Akademisi’nde düzenlediği etkinlikte öğrenme fırsatı bulduğum ve bilakis denediğim tarifleri paylaşacağım.
Afiyet olsun…
İŞTE YILBAŞI MENÜMÜZ: 



BALKABAĞI ÇORBASI

Çorba temeli için:
300 gr balkabağı brüt
200 ml tavuk suyu
70 ml krema
10 gr tereyağ
10 ml balzamik sirke
tuz- karabiber

Çorbanın son hali için:
80 gr balkabağı /küp şekilde
doğranmış
1 adet arpacık soğan/ince dilimlenmiş
10 gr tereyağ
2 çorba kaşığı zeytinyağı
2 dal Frenk soğan
50 gr istiridye mantarı
tuz -karabiber

HAZIRLANIŞI
Çorba temeli:
Balkabağı, tavuk suyunu kaynatın ve balkabakları yumuşayınca el blender’i ile püre edin.
Süzgeçten geçirin ve krema, tuz karabiber ve balzamik sirke ilave edin.

Çorba son hali:
Balkabaklarını yumuşayıncaya kadar zeytinyağı ve tereyağında soteleyin.
Soğan ve mantarları ilave edin.
6-7 dakika soteledikten sonra çorbanın temelini aktarın ve ısıtın.
Kaselere ilave edin, Frenk soğan serpiştirip servis edin.

MALZEMELER:
200 gr pirinç / arborio
1/2 adet kuru soğan /
çok ufak ve ince doğranmış
1-1.5 lt tavuk suyu / veya sebze suyu
80ml beyaz şarap / sek
100 gr çimçim karides
50 gr kestane püresi
30 gr parmesan / rende
40 gr tereyağı /ufak parçalara bölünmüş
tuz-karabiber
zeytinyağı
HAZIRLANIŞI:
Derin bir tencerenin içine zeytinyağını koyun ve ısıtın.
Soğanları ekleyin ve sürekli karıştırarak pişirin, renk almamalarına dikkat edin.
Pirinci ekleyin ve sürekli karıştırarak 2-3 dakika pişirin.
Pirinçler şeffaflaşınca, beyaz şarabı ekleyin ve orta ateşte sürekli karıştırmaya devam edin.
Pirincin şarabı iyice içine çektikten sonra safranlı suyu ve bir kepçe kadar tavuk suyunu ekleyip, karıştırmaya devam edin.
Tuz , karabiber ve kestane püresini ekleyin.
Başka bir tavada karidesleri yarım pişmiş şekilde pişirin ve risotto ya ekleyin.
Tavuk suyunu neredeyse bitene kadar ve risotto kremamsı bir kıvama gelip, pirinçler de pişmiş ama hala biraz sert kaldığında risottoyu ateşten alın. (bazı zaman tavuk suyunun hepsini, bazen de bir kepçe kadar kalacak miktar kullanabilirsiniz, bunun kararını risottonun kıvamına bakarak anlayacaksınız.)
Ateşten aldığınız risottonun içine tereyağını ekleyin ve hızlı hızlı karıştırın.
Parmesan ekleyip tekrar karıştırın ve tabaklara alıp servis edin.


RULO HİNDİ GÖĞÜS, PARMESANLI DOMATES SOS İLE
MALZEMELER:
2 adet hindi göğüs
200 gr kestane mantarı
1 adet orta boy soğan /ince doğranmış
100 ml krema
50 gr toz parmesan peyniri
2 diş sarımsak / ince doğranmış
2 dal taze kekik
2 dal taze fesleğen
200 gr ıspanak/ayıklanmış ve yıkanmış
tuz-karabiber
zeytinyağı

Parmesanlı domates sos için:
200 gr konkase domates
½ adet soğan
2 diş sarımsak
100 ml tavuk suyu
50 gr parmesan peyniri
5 gr şeker
tuz-karabiber
zeytinyağı

HAZIRLANIŞI:
Hindi göğüsleri arzu edilen incelikte iki streç film arasında et döveceği ile dövün.
Ayrı bir tavada soğan ve sarımsağı zeytinyağında soteleyin.
Mantarları ilave edin ve 5-6 dakika karıştırarak soteleyin.
Ispanak, krema ve parmesan peynirini ilave edin ve karıştırarak pişirin.
Tuz- karabiber, kekik ve fesleğeni ilave edin ve soğumasını bekleyin.
Soğuduktan sonra hindilerin ortasına bu karışımı yerleştirip, hindileri rulo şeklinde sarın.
Ruloların üzerine tuz karabiber serpiştirin ve tavada az zeytinyağı ile tüm yüzeyleri altın sarısı olana dek kızartın.
180 C’lik fırında 25-30 dakika fırınlayın ve dilimleyerek servis edin.

Parmesanlı domates sos:
Soğan ve sarımsakları küçük küp şeklinde doğrayın ve az yağlı bir tavada soteleyin.
Domates konkase,şeker, tavuk suyu ekleyerek kısık ateşte pişirin.
Tuz, karabiber ve toz parmesan peynirini ekleyip ocaktan alın.

NANE LİKÖRLÜ PANNA COTTA
MALZEMELER:
150 ml krema
150 ml süt
10 gr toz jelatin
50 gr toz şeker
vanilya
40 ml nane likörü
2-3 dal taze nane

HAZIRLANIŞI:
Krema, süt ve şekeri bir taşım kaynatın ve ocaktan alın.
Jelatini ve nane likörünü ilave edin.
Tüm malzemeyi bir çırpma teli yardımı ile karıştırarak birbirine yedirin ve kalıplara doldurarak soğumaya bırakın.
Soğuduktan sonra kalıpları sıcak suya bastırarak ters çevirin.